Corona Virüs'ün Psikolojik Etkileri

4 yıl önce
3 dk okuma
Corona Virüs'ün Psikolojik Etkileri

Bir Anda Hayatımızı Değiştiren Virüs: Corona

Bir anda hayatımızı tümüyle değiştiren, bizi ve yaşamı adeta durduran bir virüsten bahsetmek istiyorum: Corona Virüsü. Gözle görülemeyen ancak insanların yaşamını kaybetmesine yol açan bu virüsle aylardır hem fizyolojik hem de psikolojik bir mücadele veriyoruz.

Milyonların doğrudan sağlığını etkilerken, dolaylı olarak hayatımızın diğer alanlarını da olumlu ve olumsuz yönde etkilediğini söylemek sanıyorum yanlış olmaz.


Salgın Sürecinin Günlük Hayatımıza Etkileri

Sağlığımızı, ekonomiyi, günlük yaşamımızı, kişilerarası ilişkilerimizi ve kendimizle olan ilişkimizi derinden etkiledi. Günlük rutinimizin bir anda değişmesiyle; yetişkinler için süregelen iş hayatı, çocuklar ve gençler için ise okul ve üniversite yaşamı yerini zorunlu olarak evde kalma sürecine bıraktı.

Rutinlerin Değişmesi ve Kontrol Duygusu

Özgürlük ihtiyacımız, karantinanın ilk günlerinde bizi oldukça zorladı. Zaman zaman kontrolümüzü kaybetmiş gibi hissettik. Bir anda yaşamımıza maske dahil oldu. Daha önce alışık olmadığımız, ihtiyaç duymadığımız maske, kısa sürede zorunlu hale geldi. Bu sürece psikolojik olarak hazırlıksız yakalandık.


Psikolojik Tepkiler ve Uyum Süreci

İçgüdüsel olarak kimimiz bu hazır olmadığımız duruma bir şekilde adapte olurken, kimimiz sürecin zorunluluklarını sorguladı ya da görmezden gelerek eski yaşamına devam etmeyi tercih etti.

Virüs, bireysel ve toplumsal sorumluluklarımızı bize yeniden hatırlattı. Kendi sağlığımız ve başkalarının sağlığı için belki de bizi en çok zorlayan şeyi yaptırdı: Sevdiklerimize temas etmemeyi.

Temas, Aidiyet ve Eksiklik Duygusu

Sevdiklerimize sarılmak ve dokunmak bir sevgi ifadesidir; sevgiyi paylaşma halidir. Sarılan ve dokunan kişi, ilişkilerinde kendini daha bütün ve ait hisseder. Bütünlük ve aidiyet duygusu ise yaşamdan keyif almamızı ve mutlu olmamızı sağlar.

Ne yazık ki virüs, bu süreçte çoğu zaman kendimizi eksik hissetmemize neden oldu. Ancak yaşadığımız bu olumsuz duygularla başa çıkabilmek için yeni yollar da keşfettik.


Salgın Döneminde En Sık Yaşanan Duygular

Kaygı, yalnızlık, eksiklik ve mutsuzluk bu süreçte en çok zorlandığımız duyguların başında geldi.

Kaygı ile Baş Etme Yolları

Kaygıyla baş edebilmek için kimimiz zamanının büyük bir kısmını mutfakta geçirdi; kendisini mutlu edecek yiyecekler yaptı. Kimimiz evde egzersiz yaparak bedenini ve ruhunu rahatlatmaya çalıştı.

Yalnızlık Duygusu ve Sosyal Bağlar

Yalnızlık duygusuyla baş edebilmek için kimimiz sosyal medyayı daha yoğun kullandı, sevdikleriyle daha sık iletişim kurdu. Kimimiz ise kendisini mutlu edecek yeni şeyler keşfetti; daha önce dinlemediği müzik türlerini dinledi, evde hiç denemediği aktiviteleri denedi.


Aile İlişkileri ve Karantina Süreci

Eşi ve çocuklarıyla daha fazla vakit geçiren bireyler, kendileri ve aileleriyle daha kaliteli zaman geçirmenin yollarını aradı. Hem kendilerine hem de ailelerine duygusal yatırım yaparak ilişkilerini besledi.

Ne yazık ki ilişkilerinde sorun yaşayan bireylerin sorunları bu süreçte daha fazla gün yüzüne çıkarken, kimileri ise sorunları yönetebildi ve sorun çözme becerilerini geliştirdi.


Karantinanın Bize Öğrettikleri

Önceleri evden çalışabileceğimizi, spor salonuna gitmeden spor yapabileceğimizi, yeni hobiler edinebileceğimizi, bu kadar uzun süre evde kalabileceğimizi; sevdiklerimize sarılıp dokunamayacağımızı ya da isteklerimizi bu denli erteleyebileceğimizi düşünsek, bunların mümkün olmadığını söyleyebilirdik.

Ancak tüm bunları yakından hissettik, deneyimledik ve yaşadık.

Karantina sürecinin; yapamayacağımızı sandığımız şeyleri aslında yapabileceğimizi, sahip olduklarımızla yetinmeyi ve bundan mutlu olmayı bize öğrettiğini düşünüyorum.

Bu yazıyı paylaş: