Bağlanma Nedir? Hayat Boyu Süren Bir Duygusal Bağ
Birey, hayata geldiği andan itibaren çevresiyle etkileşim kurmaya başlar. Bağlanma, bireyin doğumuyla başlayan güçlü bir duygudur. Bebeklik döneminde ilk olarak anne ve/veya bakım veren kişiyle kurulan etkileşimle başlar. Çevremizle kurduğumuz etkileşim ve iletişim, gelişim dönemlerimize göre farklılaşır.
Çocukluk döneminde ebeveynlerle kurulan bağlanma stilleri, yaşamımızı etkiler ve nasıl yetişkinler olacağımız konusunda önemli bir rol oynar.
Bağlanma Kuramı
Bağlanma kuramının öncülerinden John Bowlby, bireylerde üç temel bağlanma stilinden söz etmiştir: güvenli, kaçıngan ve kaygılı bağlanma.
Güvenli Bağlanma
Güvenli bağlanan bebek, annesi yanından ayrıldığında annesini özler ve ağlayarak tepki verir; anne geri geldiğinde ise annesinin temasıyla sakinleşir. Güvenli bağlanmanın sağlıklı bir şekilde oluşabilmesi için annenin, bebeğin ihtiyaçlarına duyarlı, tutarlı ve karşılayıcı olması gerekir.
Bebeklik döneminde bakım veren tarafından temel ihtiyaçları karşılanan; hem somut (beslenme, alt değiştirme gibi) hem de duygusal (sevgi ve şefkat) ihtiyaçları giderilen bireylerde, sağlıklı bağlanmanın temelleri atılır. Destekleyici bir aile ortamında büyüyen bu bireyler, yetişkinlik dönemlerinde de hem bireysel yaşamlarında hem de sorunlarla karşılaştıklarında destekleyici ve işlevsel davranışlar sergilerler.
Romantik ilişkilerinde güvenilir, istikrarlı, esnek düşünebilen, çözüm odaklı; bağlılıktan kaçınmayan bireylerdir.
Kaçıngan Bağlanma
Kaçıngan bağlanma stiline sahip bireylerin, bebeklik döneminde bakım verenle kurdukları ilişki güvenli bağlanan bireylerden farklıdır. Bebek, bakım veren yanındayken çevreye daha fazla odaklanır; ayrılık durumunda ise bir yandan bakım verenle birlikte olmak isterken, diğer yandan ondan uzaklaşarak kaçıngan davranışlar gösterebilir.
Bu bireyler yetişkinlikte, özellikle romantik ilişkilerinde sınırlara vurgu yapar ve partnerlerine karışık mesajlar verme eğilimindedirler. Suiistimal edilme korkuları yüksektir. Partnerleriyle aralarında genellikle bir “mesafe” vardır; partner yakınlaştıkça kendileri uzaklaşma eğilimi gösterir.
Kaygılı Bağlanma
Kaygılı bağlanan bebeklerde, anne odadan çıktığında yoğun sıkıntı görülür. Anneyle yakınlaşma davranışı sergileseler bile, anne odaya döndüğünde huzursuzlukları devam edebilir. Bu durumun, annelerin tutarsız ya da duyarsız davranışlarıyla ilişkili olduğu gözlemlenmiştir.
Bebeklik döneminde kaygılı bağlanan bireyler, yetişkinlikte romantik ilişkilerinde yoğun yakınlık ihtiyacı duyar. İlgi ve dikkatin kaybolmaması için fazla talepkâr davranabilirler. Partnerlerinin davranışlarını tehdit olarak algılayabilir; terk edilme ya da aldatılma korkuları nedeniyle aşırı verici ve kıskanç olma eğilimi gösterebilirler.
İlk Bağlanmanın Yetişkin İlişkilerine Etkisi
Hayata gözlerimizi açtığımızda ilk iletişim kurduğumuz kişiyle oluşturduğumuz bağ, diğer tüm ilişkilerimiz için temel oluşturur. Bu bağ kimi bireyler için güvenli, kimileri için ise kaygılı ya da kaçıngan olabilir.
İlk bağlanma deneyimi, yaşam boyunca varlığını hissettirir ve çoğu zaman ikili ilişkilerde sorun olarak karşımıza çıkar. Bu noktada en işlevsel yaklaşımlardan biri, Şema Terapi dayanaklı psikoterapi süreçleridir.